: Cape Town Challange :
25.Nisan - 3.Mayıs.2009

ALAÇATI’DAN CAPE TOWN’A

İki yıldır gerçekleştirdiğimiz “Alaçatı International Fishing Tournament” sonrasında, bir turnuva organizasyonunu da yurt dışında gerçekleştirmek istedik. Amacımız, benzer balıkların, daha farklı tekniklerle yakalandığı, bol balık bulunan bir bölgede, ekiplerimize yeni deneyimler kazandırmak ve heyecanlar yaşatmak idi. Ayrıca Alaçatı’da 29 Ekim- 02 Kasım 2009 arasında yapılacak turnuva için, iyi bir hazırlık fırsatı idi.
Dünyanın en iyi “Yellowfin Tuna” ve “ Albacore” yataklarından biri olan Cape Town-Güney Afrika rotasında karar verdik. Türkiye’den direk uçulması, vize istenmemesi ve bölgede bulunan filonun kalitesi, bu kararı doğru kılan diğer etkenler oldu. Her şeyin ötesinde, Cape Town, güzelliği ve çok misafirperver halkı ile görülmesi gereken bir yerdi. Kalacağımız yer şehrin biraz dışında, denize açılacağımız marinanın da bulunduğu “Hout Bay” olarak kararlaştırıldı.
Turnuva için tekneler ve donanım altı ay öncesinden ayırtıldı.
“Sean Amor” önderliğindeki çok iyi kaptanlar ve yardımcılarının yönettiği, yedi adet 28–32 ft. büyüklüğünde katamaran tekneden oluşan bir filomuz vardı. Tekneler bölgenin tipik deniz koşullarına göre inşa edilmiş güçlü motorları ile turnuva boyunca da karşılaştığımız, büyük dalgalarla, baş edebilecek yapıda idiler. Teknelerdeki balıkçılık donanımı üst seviyede ve kaptan ile yardımcının bilgi düzeyi ve çabası ise, mükemmeldi.
Kendi aramızda yapmayı planladığımız hazırlık niteliğindeki turnuva, o bölgede 18 yıldır yapılan “Gordon’s Bay Offshore Classic” ile aynı tarihlere denk geldi. Yaptığımız başvurunun kabul edilmesi ile bir anda kendimizi, birçok ödül sahibi ustaların yarıştığı, zorlu bir turnuvanın içinde bulduk.
İstanbul’dan 25–04–2009 Cumartesi gecesi ayrıldık ve saat farkı olmadığından, Pazar sabahı Cape Town’a ulaştık. Otele yerleştikten sonra, avlanacağımız teknelerin bağlandığı marinaya gittik. “Mariners Wharf” adlı restoranda, deniz mahsulleri ve Güney Afrika şarapları ile mükemmel bir yemek yedik. Denize çıkacağımız teknelerin kaptanları ile tanışıp, hep beraber turnuvanın açılış etkinliklerine katıldık.
Yüzlerce amatör balıkçının katıldığı, turnuva kurallarının açıklandığı bir toplantı ve açılış kokteyli oldu. “Gordon’s Bay Offshore Classic” ciddi olarak hazırlanmış, profesyonelce yönetilen bir turnuva olarak, kendini gösterdi.
Turnuvada toplam elliye yakın tekne ve iki yüz den fazla amatör balıkçı yer alıyordu. Aynı bölgedeki iki farklı marinadan denize açılacak tekneler, 27–04–2009 Pazartesi ile 02–05 -2009 Cumartesi tarihleri arasında, ancak en fazla dört gün avlanmak şartı ile yarışacak, yakalanan en büyük balıklar ve toplam kilolar da kazananları belirleyecekti. Turnuvanın altı güne yayılma sebebi, bölgenin oldukça sert deniz koşullarında, maksimum avlanma günü elde etme çabası idi. Nitekim turnuva, teknelerin ilk gün Pazartesi ve son gün Cumartesi, iki gün avlanabilmeleri ile sonuçlandı.
TURNUVA 1. GÜN 27–04–2009 PAZARTESİ
Sabah saat 05.00 sularında, gün doğmadan uyandık. Otelde yapılan kahvaltıdan sonra, marinaya giderek, teknelerle buluştuk. İskelede yapılan yem, buz yükleme gibi son hazırlıkların yapılmasından sonra, 06.00 sularında denize açıldık, gün henüz ağarıyordu.
Fazla rüzgâr olmayan, güzel sayılacak bir havada, avlanmaya başlayacağımız, yirmi mil öteden başlayan, daha sıcak sulara doğru yol aldık. Açık denize çıktıkça iyi havaya rağmen dalgalar büyüdü ve sert geçen bir seyir başladı. Aradığımız 17 derecenin üstündeki sulara, bir buçuk saat ve otuz mil sonra ulaştık.
Balığı bulmak için öncelikle bizim de kendi sularımızda kullandığımız sırtı yöntemine başvurduk. Altı farklı suni yemi arkamızda çekerek suları taramaya başladık. Tüm bölge, Albatros dâhil, avlanan çok farklı kuşlar ve onlara eşlik eden foklar ile doluydu. Trol ağları ile dip balıklarını yakalayan teknelerde, ağlarını toplayıp temizledikleri anlarda, bu beslenme çılgınlığını en üst düzeye çıkartıp, tüm avcıları çevrelerinde topluyordu.
Kısa sürede ekibimizdeki teknelerden balık haberleri gelmeye başladı. Sırtı çeken tekneler “Albacore” Uzun Kanat orkinos yakalamaya başlamış ancak daha büyük ve tercih ettiğimiz av olan “Yellowfin Tuna” Sarı Kanat orkinos henüz gözükmemişti. Öğleye doğru, altı balıkla önde giden bir ekibimiz, aralarından birinin hastalanması sonucu, karaya dönmek zorunda kaldı. Bizim takım henüz hiçbir şey tutamamıştı ve balığı bulmak için elimizden geleni yapıyorduk.
Telsiz konuşmalarından, bizden yirmi mil uzakta, ticari balıkçıların arkasında büyük balık avlandığı haberini aldık. Oltaları toplayıp o bölgeye gitmek, en az bir saatlik, avlanmadan geçecek sert bir yolculuk olacak ve daha sonra olduğumuz bölgeye dönme imkânımızda kalmayacaktı. Bizim büyük balık yakalama isteğimiz kaptanı da kırbaçladı ve karar verip yola koyulduk.
Bir saat kadar sonra trol ağları ile avlanan tekneler gördük, ilk duyduğumuz koordinatlarda avlanan üç farklı tekne vardı ve balığı sırayla hepsinin peşine takılarak bulmamız gerekiyordu.
Avlanan büyük teknenin yanına gidip duruyor, denize kilolarca sardalye atıp, iğneli olta da suya bırakılıyor ve makaradan elle sürekli kalama vererek, yemin serbest yüzmesi sağlanıyor. Kaptan, balık bulucuda, sürekli 20–30 metre derinlikteki hareketleri izliyor. Sonuç alınmazsa, balık bulunana kadar aynı işlem tekrarlanıyor.
İlk iki teknenin yanında bir saat kadar uğraştık ama balığa rastlamadık. Saat 13.00’e yaklaşmış ve her gün için, oltaların sudan çıkma saati olan 15.00’e çok bir süre kalmamıştı.
Artık şansımızın azaldığını düşünerek üçüncü tekneye yanaştık ve yemleri suya indirmeye başladık. Kaptan bir anda heyecanla, altımızda büyük balık olması gereken işaretler gördüğünü söyledi, bizde yemlemeyi hızlandırıp şansımızı arttırdık. Balığın vurması uzun sürmedi, ikinci attığım yemde, sudaki kalaması bol misina, büyük bir hızla sürüklenmeye başladı, makarayı boştan frene almamın hemen arkasından misina gerildi ve yemi taktığımız dairesel iğne görevini yaparak balıkla aramdaki mücadeleyi başlattı. Daha başta elimdeki 50lb. (22kg.) çekeri olan takımdan yüz metreden fazla misina alması, oltanın ucundaki balığın “Yellowfin Tuna” olduğunun net bir göstergesi idi. Çok güçlü olan balıkla mücadele yarım saate yakın sürdü ve hiç de kolay geçmedi. Balığı tekneye almayı başardığımızda, 60 kilonun epey üzerinde olduğunu fark ettik.
Bizim balıkla mücadelemiz, tekneyi avlandığımız yerden 5-6 mil uzağa sürüklemişti, balığı bulmak için yeniden trol teknesine doğru yol aldık. Yaklaştığımızda ekibimizden bir teknenin daha bölgeye geldiğini saptadık. O teknede de Hakan Dalokay ve Ömer Gençtürk, büyük bir çaba harcayarak balıkla mücadele ediyorlardı. Biz de yerimizi alıp çalışmaya başladık ve çok geçmeden ikinci balık vurdu. Ekip arkadaşım Ertuğrul İçingir, elindeki oltanın ucundaki balığı kontrol etmeye çalışıp, zorlu bir mücadele veriyordu. Kendisi, son iki olimpiyata katılmış ve sürekli antrenman yapan, milli windsurf sporcusu olmasına rağmen, zorlandığı mücadele bir saate yakın sürdü. Tekneye aldığımız ikinci balık da, neredeyse aynı boyda, 60 kg. ağırlığın epey üstündeydi.
Yeniden yer değiştirmemizin hemen ardından, üçüncü balık vurdu. Artık balığın davranış biçimi ve mücadele özelliklerini daha iyi tanıdığım için, on beş dakika gibi kısa bir sürede savaşı kazandım. Diğerlerinden biraz küçük de olsa 60kg. klasmanında bir balıktı.
Telsizden gelen ”oltalar sudan dışarı” komutu ile ilk gün avı sona erdi ve iki saatlik marinaya dönüş yolculuğu başladı. Herkesi bir tartı heyecanı sarmış, kendi yakaladığı ve diğer teknelerden gelecek balıkların, kaç kg çekeceği konuşmaları telsizlerde konuşuluyordu.
Büyük balıkların sıralaması birbirine oldukça yakın çıktı. Birinci günün sonunda, kendi aramızdaki liderlik, toplam puanda “Tuna Tango” ekibinde, en büyük balık ise “Voli” ekibinden Şükrü Akkan’da 76kg. ağırlığında “Yellowfin” ile oldu.

SERTLEŞEN HAVA
Pazartesi gecesi hava bozdu ve hava tahminleri önümüzdeki birkaç günü, otuz mil süratinde rüzgâr ve yedi metreyi bulan dalgalar olarak gösteriyordu. Denize çıkamamanın getirdiği hayal kırıklığı, karada kaldığımız günler boyunca gezdiğimiz Cape Town ve çevresinin sunduğu güzelliklerle renklendi. Özellikle, sunulan yemekler ve şaraplar, üstelik inanılmaz fiyatlarla, herkesi çok mutlu etti.

TURNUVA 2. GÜN 02–05–2009 CUMARTESİ
Dört gün süren turist yaşamından sonra, son gün, deniz bize avlanma fırsatı verdi. Uzun süren sert hava dinmiş ancak yine de arkasında, kaba dalgalı bir deniz bırakmıştı.

Daha önce avlandığımız bölgeye, sahilden otuz mil açığa vardığımızda, ilk günün canlılığına rastlamadık. İşin kötüsü, telsizden gelen haberler, balığı bulmuş olan ticari teknelerin sahilden altmış mil açıkta yani bizim otuz mil Güneyimizde avlandığını belirtiyordu. Dalgaları da göz önünde bulundurduğumuzda, o bölgeye gitmemiz imkansızdı. Sırtı çekerek balık aramaya başladık, ancak öğleye doğru vuran 10kg. civarında bir “Albacore” haricinde, şansımız yaver gitmedi. Diğer teknelerde de durum pek farklı değildi, hiç “Yellowfin” görülmemişti.
Turnuva bitimine iki saat kala, ağlarını toplayan bir trol teknesine rastladık. Çevresinde çok fazla avcı kuş, fok ile bizim ekipten başka tekneler de olduğunu fark edip, son şanslarımızı denemek için yerimizi aldık.
Defalarca yer değiştirdik ve onlarca kilo sardalye ile mazmoz yaptık, ancak, yemlerimize dadanan köpekbalıkları haricinde, balık yoktu. Balık bulucu da bize hiçbir şey göstermiyordu.
Tam ümidimizi yitirmişken, sudaki misina, köpekbalığı vuruşandan farlı bir şekilde, çok hızlı sürüklenmeye başladı, balığı bulmuştuk. Freni yükledim ve misina gerildi. Başta çok fazla misina almayan balık, sanki ilk günden daha küçük, 50 kg klasmanında gibi davranıyordu. Sonra işler değişti, balık kesinlikle diğerlerinden büyük ve üstelik çok inatçı idi. Mücadele tam bir saat on beş dakika sürdü, balığın yorulduğunu düşündüğüm her defa, yanıldığımı anladım. Özellikle son kırk metre misina, belki elli defa aramızda gitti geldi. Tekneye alırken bile zorlandığımız balık, bir anda bizi turnuvada iddialı hale getirmiş gibiydi.
Son yarım saatte yeni bir balık vurmadı, zaten başka hiçbir tekneden de “Yellowfin” yakalandığına dair bir haber yoktu. Balığın kaç kilo geleceği heyecanı için de marinaya doğru yola koyulduk.
Son balık 77kg geldi ve kendi aramızdaki turnuvada, hem toplam puan birinciliğini, hem de bir kilo farkla en büyük balık ödülünü kazandırdı. Toplam puanda BREEZE ekibi ikinci olurken, WAHOO ekibi ise üçüncü oldu.
“Gordon’s Bay Offshore Classic” turnuvasında en büyük ödül 88 kg ile dünya amatör balıkçılığında hatırı sayılır bir yeri olan Nick de Kock tarafından kazanıldı. Turnuva genel klasmanında Türk ekibi ilk ona, dört balıkla girme başarısını gösterip çeşitli ödüller kazandılar. Murat İyriboz 77 kg ve 68 kg ile beşinci ve onuncu, Şükrü Akkan 76 kg. altıncı, Rasim Selçuk 74 kg ile yedinci, Ertuğrul İçingir 69 kg ile dokuzuncu sırayı aldılar. Murat Kocamaz ise diğer türler klasmanında, yakaladığı “Dorado” ile ödüle layık görüldü.

SON
Ben, sizlere doğal olarak, balık avı sırasında, benim ve teknedeki diğer takım arkadaşlarımın yaşadıklarını, bir miktarda turnuvanın genelini aktardım. Ancak konuştuğum ve maceralarını paylaştığım tüm ekipler, çok keyifli bir av olduğunu ve bunu her yıl tekrarlamamız gerektiğini belirttiler. Cape Town kadar keyifli ve bol balık olan bir yerde, geleneksel olarak yapacağımız bir turnuva, bize birçok deneyim kazandıracak ve yeni teknikler öğretecektir. Seneye de orda olmak dileği ile…

 

KATILAN TÜRK TAKIMLARI

    • TUNA TANGO Murat İyriboz-Ertuğrul İçingir-Şener Koyuncuoğlu
    • ZEYNEP Bora Tekin-Haluk Soyuer-Murat Kocamaz
    • WAHOO Ömer Gençtürk-Asude Gençtürk-Hakan Dalokay
    • MR. CHIPS Elvio Pennetti-Necmettin Yay-Rasim Selçuk
    • VOLİ Tolga Aydınol-Mete Toner-Şükrü Akkan
    • TT2 Umut Kızıltan-Cemal Goral -Sinan Balban
    • BREEZE Mithat Şiveliol-Nurettin Hakyemez

==========================================